Muhsin BOZKURT Osman ile Kerim, son dersten çıkmış, yurtların yolunu tutmuşlardı. Bir süre hiç konuşmadan iki yanı ağaçlı yoldan yürüdüler. Osman daha fazla dayanamadı: “Hiç konuşmuyorsun, ne oldu bugün sana?” “………………” “Her zaman, ileri geri laflar ederdin. Hiç böyle suskun yürüdüğümüz oldu mu şimdiye kadar?” Kerim hırçınlaştı: “Ne [...]
‘Hikayeler’ Kategorisi için Arşiv
PROFESÖR’ÜN HATASI
Posted in Hikayeler, Tefekkürname on Şubat 1, 2011 | » yorum bırak;
ADALET İSTİYORUM
Posted in Hikayeler, Tefekkürname on Aralık 27, 2010 | » yorum bırak;
T e f e k k ü r – N a m e Muhsin BOZKURT Kilimler serili ve yer minderleri döşeli basit fakat geniş bir odada, toplantı devam ediyordu. Gazilerden, yiğit mi yiğit, geniş omuzlu Samsa Çavuş saygılı bir şekilde: -Benim de bir diyeceğim var beyim! Dedi. Hilal kaşları merakla gerilen Osman [...]
HİKMETİN MİSAFİRLERİ
Posted in Hikayeler, Tefekkürname on Aralık 23, 2010 | » yorum bırak;
Muhsin BOZKURT Çok sık görüştüğü ve adeta içtikleri su ayrı gitmeyen arkadaşı Hikmet; artık ona eski yakınlığını göstermez; istisnalar dışında, gel dediği yere gelmez; dur dediği yerde durmaz oldu. Buna bir mana veremiyordu. Çünkü aralarında en ufak tatsız bir olay geçmemişti. Buna rağmen zamanla görüşmeleri seyrekleşmeye başladı. Gittikçe beraberlikleri azaldı. Arkadaşını çok nadir [...]
ACEP NERDEYİM? NEDİR BU HALİM? NEDİR SIR OLAN MAHİYET GİZİM?
Posted in Hikayeler, Tefekkürname on Nisan 5, 2010 | » yorum bırak;
Haftanın yorgunluğunu üstünden atan Hasan; giyinip kuşandı. Sokağa çıktı. “Bugün Pazar, biraz dolaşıp hava alayım.” diye içinden geçirdi. Aheste aheste, sağa sola bakarak, yeşermeye başlayan ağaç dallarının altından geçti. Kuşların bahar sevincini muştulayan “cik cik”leri arasında yürüyordu ki, tanıdık bir ses kulaklarında yankılandı. Geçmek üzere olduğu kahvehaneden yana başını çevirir çevirmez; kendisine seslenen çocukluk [...]
HAVERNAK SARAYI
Posted in Hikayeler, Tefekkürname on Nisan 3, 2010 | » yorum bırak;
Divan’da derin bir sessizlik vardı. Herkes düşünceli… Herkesin başı öne eğik, öylece kıpırdamadan oturuyorlardı. Kimse olanlara bir mana verememişti. Üç gündür Hükümdar ortalıkta yoktu. Kayıplara karışmıştı. Sanki yer yarılmış da içine geçmişti. Baş Vezir duruma el koymuş, henüz bundan kimseyi haberdar etmemişti. Bir karışıklık çıkmasından korkuyor, bu yüzden araştırmalarını çok gizli tutuyordu. [...]
ALBÜM
Posted in Hikayeler, Tefekkürname on Nisan 3, 2010 | 1 Yorum »
Bilal Bey, pencereye dönük bir halde oturmuş, bekleyişin sabırsızlığını, salona göz gezdirmekle hafifletiyordu. Bu sırada kapı nazikçe vuruldu. Temiz ve şık giyimli bir uşak yavaşça içeri süzüldü. Elinde gümüş bir tepsi içinde, Çin işi porselen çaydanlık ve demlik vardı. “Zahmet ettiniz.” “Ne zahmeti efendim, vazifemiz.” dedi nazikçe ve tepsiyi yanındaki sehpanın üstüne [...]
DOĞU EKSPRESİ
Posted in Hikayeler, Tefekkürname on Şubat 9, 2010 | » yorum bırak;
Doğu Ekspresi, ince uzun bir düdük çaldı. Şöyle bir zorlandı. Sonra oflaya puflaya hareket etti. Bacasından kesik kesik, kara dumanlar püskürtüyordu. Homurtusunu arttırarak hızlandı. İnen inmiş, pek binen olmamıştı. Kuşetli vagonun pencere kenarında oturan kır saçlı, düzgün bıyıklı ve temiz çehreli biri, kompartımanda yalnız kalmıştı. Bir kitabı okumakla meşguldü. Bir müddet sonra, [...]
NE BİÇİM ALİM?
Posted in Hikayeler, Tefekkürname on Şubat 7, 2010 | » yorum bırak;
Ohri Medresesi’nin zeki ve çalışkan mollası Yusuf’un keyfine diyecek yoktu. On gündür medrese hayatı, fikri ve dimaği bir canlılık ve hareket içinde geçiyordu. Medrese’ye Lübnanlı bir Alim konuk olmuştu. Her fırsatta bir araya geliyorlar ve İlahiyat konularının en derin ve geniş mes’elelerine dirayetle dalıyorlar. Saatlerce ilim bahisleri içinde kendilerinden geçiyorlardı. Molla Yusuf, hem [...]
NE YAZILI?
Posted in Hikayeler, Tefekkürname on Ocak 31, 2010 | » yorum bırak;
Merak ve heyecanla derginin sayfalarını çevirmeye başladı. Aylarca önce gönderdiği şiirin E. Dergisi’nde çıkıp çıkmadığını bir an önce öğrenmek istiyordu. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde asistandı. Üstelik epeyden beri şiire merak sarmış, kendine göre oldukça mesafe almıştı. Klasik stil ve tarzda şiirler yazıyor, arkadaşlarına okuyor ve takdirler, tahsinler ve aferinler alıyor, herkesin beğenisini kazanıyordu. [...]
Kaybolan Silah
Posted in Hikayeler on Mayıs 2, 2009 | » yorum bırak;
Paşa o sabah Zeynel çavuşa: “Oğlum, demişti. Herkese söyle, saat tam onda salonda hazır bulunsunlar. Tabiî sen de.” “Başüstüne Paşa Hazretleri.” “Unutma, çok önemlidir.” Paşa orta boylu, zayıf biriydi. Kısa kesilmiş bıyık ve sakalı çoktan ağarmıştı. Çatık kaşlı, keskin gözlü idi. Ömrünün sonlarında seferberliği, yani Cihan Harbi’ni gördüğü için beli bir kat daha bükülmüş, yüzündeki [...]