Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

‘Tefekkürname’ Kategorisi için Arşiv

BİRAZ TEFEKKÜR

Muhsin BOZKURT Mükemmel, muntazam ve muhteşem; üstelik san’atkârâne yapılmış saray gibi bir ev görsek. Hemen anlarız ki, muntazam bir fiilin eseridir. Yâni öyle bir bina, bir dülgerin bir marangozun varlığını gösterir. Ancak maharetli bir ustanın fiiliyle ortaya çıkmış olur. İşte böyle mükemmel, muntazam işler yapan bir fiil, ister istemez, mükemmel bir Fâil’e yâni Yapan’a ve [...]

Yazının Tamamını Oku »

EN BÜYÜK MAKAM

Muhsin BOZKURT Başım daraldıkça, canım sıkıldıkça, dertlenir gibi bir havaya bürünmek üzereyken; hemen insanı düşünür, insan olmanın mânevî zevkine dalar; dertlerimi, kasavetlerimi unutur; insan olmanın tadına varır, insan olmanın gurûrunu yaşar, insan olarak yaratılmış olmamın manevî hazzına gark olur; tüm sıkıntı ve darlıklarımı bir kenara iter; Ben kendimle, hem-hâl olur, bu bilişle, bu idrâkle mes’elelerim [...]

Yazının Tamamını Oku »

Muhsin  BOZKURT      Ramazan-ı Şerif bu fani Dünya’da, geçici ömür içinde, kısa bir hayatta; kalıcı bir ömür, bitmez tükenmez ebedi bir hayatı kazandırıyor. Evet, seksen senelik bir ömürde ancak elde edilebilecek şeylere, Ahiret’te çok lazım olacak manevi meyvelere; sadece Ramazan ayı vesile oluyor. Yani, ancak seksen yılda temin edilebilecek Ahiret azığına; inançlı biri, bir aylık [...]

Yazının Tamamını Oku »

Muhsin  BOZKURT      Ramazan’daki Oruç; Dünya’ya Ahiret için tarım yapmaya ve ticaret etmeye gelen insanın manevi kazancına bakar. Tarım; ayrıca Kış için yapılır. Yani Kış’a, ekip biçerek hazırlanılır. Elde edilen zahire; Kış’ta kullanılmak üzere ambarlara konur. Zira Bahar’da ekip Yaz’ın biçmeyen; Kış’ın aç kalır. Bahar ve Yaz ayları Dünya’ya, Kış ise Ahiret’e işarettir. Evet, Bahar’da [...]

Yazının Tamamını Oku »

Muhsin  BOZKURT      Ramazan-ı Şerif’in Sıyamı / Oruç’u, Kur’an-ı Hakim’in nüzul ve indirilişine bakar. Çünkü Kur’an-ı Kerim’in indiriliş zamanları içinde Ramazan ay’ının çok özel bir yeri var. Zira Kur’an, Ramazan ayında indirildi. Üstelik: “Her Ramazan ayında da Hz. Peygamber (s.a.v.), sene içerisinde inmiş olan Kur’an’ı Cebrail’e okur, onunla karşılaştırırdı.” (Kur’an-ı Kerim’in Yüce Meali, Hazırlayan: Prof. [...]

Yazının Tamamını Oku »

  Muhsin BOZKURT      Paris yakınlarında, sık bir korulukta, kuleleri göğü delen bir şato. Akşamın basan karanlığına bürünürken, apayrı bir alemin de kapısını çalıyordu.      Artık iyice beli bükülmüş, yaşlı Aleksandır, şöminenin karşısında yerini almış, çubuğunu tüttürmektedir. Her iki yanına çökmüş, en küçük torunlarından sekiz yaşındaki Mari ile henüz yedisinde olan Antuvan, gözleriyle dedelerine, “Hadi [...]

Yazının Tamamını Oku »

BELALILAR KOĞUŞU

  Muhsin  BOZKURT      Gardiyan, demir parmaklıklı kapıyı açtı. Kerim’i sırtından hızla içeriye doğru itti:      “Geç bakalım, bu koğuşta kalacaksın!”      İlk hissettiği, rutubet kokusu oldu. Birkaç adım attıktan sonra:      “Selamün aleyküm.” Deyince, yarım yamalak “Ve aleyküm selam.” diye karşılık verdiler.       Atıldığı yer, dar, uzun ve loştu. Kapıdan girince, solda üçlü ranzalar [...]

Yazının Tamamını Oku »

  Muhsin BOZKURT      Osman ile Kerim, son dersten çıkmış, yurtların yolunu tutmuşlardı. Bir süre hiç konuşmadan iki yanı ağaçlı yoldan yürüdüler. Osman daha fazla dayanamadı:      “Hiç konuşmuyorsun, ne oldu bugün sana?”      “………………”      “Her zaman, ileri geri laflar ederdin. Hiç böyle suskun yürüdüğümüz oldu mu şimdiye kadar?”      Kerim hırçınlaştı:      “Ne [...]

Yazının Tamamını Oku »

  Muhsin  BOZKURT      “Heyyyyt bre mollalar!” narası ile irkildiler. Yine bir kuşluk vaktiydi ve derse iyice dalmışlardı ki, kapı birdenbire açıldı ve büyük bir gürültüyle duvara çarptı.      Ulu caminin ana kapısından girişten sonra, hemen sağ köşesi medrese talebeleriyle doluydu. Taha Efendi, pöstekisinde oturuyordu. Önünde rahlesi, çevresinde talebeleri vardı.  Ak sakallı, nurani ve güler [...]

Yazının Tamamını Oku »

  KEYFİNİ  EBEDİ  KIL ! Muhsin  BOZKURT      “Heyyyyt bre mollalar!” narası ile irkildiler. Yine bir kuşluk vaktiydi ve derse iyice dalmışlardı ki, kapı birdenbire açıldı ve büyük bir gürültüyle duvara çarptı.      Ulu caminin ana kapısından girişten sonra, hemen sağ köşesi medrese talebeleriyle doluydu. Taha Efendi, pöstekisinde oturuyordu. Önünde rahlesi, çevresinde talebeleri vardı.  Ak [...]

Yazının Tamamını Oku »

Eski Yazılar »

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.